BİZ KADINLAR

Kendimi yalnız hissettiğimde koşar adım gittiğim tek yer, denize yakın olabileceğim bir sahildir. Kıyı da içeceğim sıcacık çay boğazımdan akıp giderken aldığım hazzı anlatamam. Bu sahilin hangi şehirde ya da semtte olduğu fark etmez.

Bugün de öyle yaptım, bir anda kendimi denizin kıyısında buluverdim. Karşı konulmaz yalnızlıkları üşüten soğuk burnumu sızlattı. İyot kokusunu kocaman bir nefesle içime çektim. Etrafımda dönen, soluk renkli, kurumuş yapraklar hızla dolanıyor ayaklarıma. Yürüyorum, bir yandan da düşünüyorum.

Onunla, yürüyemediğimiz yolları, gidemediğimiz şehirleri ve daha yapamadığımız onca şeyi geçirdim gözlerimden. Geçen gün okuduğum yazıyı düşündüm, yolu yarılayan kadınlardan bahsediyordu hem de övgüyle. Sevmenin sevilmenin kıymetini fazlasıyla bildiklerinden hata oranları sıfıra yakın olduğundan söz ediyordu..

Bazen karşımıza çıkan kişi ruh eşimiz bile olsa zaman yanlış ise farkına varmamızı imkansızlaştırıyor. Ama yolu yarılayan kadın bir başka oluyor. Aşkı tatmış, sevgide cömerttir. Yolu yarılayan kadın, acıyı, kaçmayı, kovalamayı, mutluluğu ve bol sancılı dönemleri yaşamıştır doyasıya.

İşte genç yaşlarda önümüze gümüş tepsi de gelen aşkın kıymetini bilememek bundandır.

Annemin tecrübe önemli dediğini binlerce kez duymuştum ama idrak etmem çok zaman aldı. Ne yapalım yemeğin de pişme süreci var. Tabi biz kadınların da pişmemiz, olgunlaşmamız için zaman önemli faktör.

Birden gözlerim denizle bütünleşti, gözlerim dalgalandı, büklüm büklüm geçmişe vardı. Yaşamın en derin doruklarına tırmandığım gibi, en derin denizlerine de indim. Yolu yarılarken neler neler yaşamadık ki duygu dünyamızda. Gururun ve inatlaşmanın hayli yüksek ödenmiş faturaları ile boğuşmadık mı?

Ne çok defa uğraşmışızdır aşk acısını silebilmek için hafızamızdan ve bu arada yolumuzun kesiştiği diğerlerine ne çok şans vermişizdir, unutturabilmeleri için.

Peki, bu aşk acısı dediğimiz şeyi kim yarattı, karşı taraf mı? Belki bazen öyle ama bazen de kendimiz kuyuyu kazıp, içine düşüp, sonrada bol bol üzülüp, ardından unutmak için yıllarımızı harcamadık mı? Peki, buna değer miydi? Değmezdi tabii.

İşte yolu yarılayan kadın soruların geçte olsa cevabını bulmuştur.

Davranışları sebepsiz değildir, saçma kaprisleri, lüzumsuz kükremeleri yoktur artık ve sevgide çok cömerttir. Hem çok kolaydır, çünkü neyi isteyip neyi istemediğini bilir, duygularının tadına vararak yaşar, kıymet bilir.

Ama kolay oldukları kadar zorlardır çünkü yalan duygulara, boş laflara kanmaz, bedendeki özlemi sevişme ile dindirmek yetmez ona. Sadıktır ve sadakat bekler, erkeği vezir etmeye heveslidir.

Yolu yarılayan kadının ruhuna ve beynine ulaşmak gerekir.Onu başka şeyler ile fethetmekle uğraşmamalı.

Önce ruhunu okşayın, sonra beynini doyurun, sonra diğer şeyler gelir.. Aldatıldığını hisseder, ona bitti demeye gerek yoktur, sen söylemeden o gitmiştir bile.

Sevmeye meyyali olanlar beklemeyi, sabretmeyi, umut etmeyi ve vazgeçmeyi bilirler.

İşte biz kadınları anlamak çok da zor değil. Yolun yarısına kadar başka bir kadın iken yolun yarısından sonra başka bir kadın oluveriyoruz.

Düşünüyorum da önceleri böyle hissedip, düşünebilseydik kader denilen yolu nasıl da düze çevirebilirdik.

İyot’u içime çekiyorum, bir daha, bir daha. İdrakin tam ortasındayım.

Ahh bu egolarımız yok mu, bizi çoğu zaman doğrudan yanlışa ve kurmaca bir dünyaya sürükleyen.

Ama yolun yarısını geçmişsek hayat bir başka anlam taşır bizim için. Bardağın boş tarafı ile lütfedip uğraşmayız. Bizi ilgilendiren bardağın dolu tarafıdır.

Artık beynimizi zehirleyen anılar ve yarım kalan hikâyeler yaralanmaz kılar bizleri. Ya da yaraları çarçabuk tedavi etmeyi biliriz.

Zaman nasıl da bütün duyguları olgunlaştırıp, iç hesaplaşmaları törpüleyip tek bir gerçek bırakmıştır geriye. Sevgi..

Her derde devadır sevgi. Çiçeği, böceği, insanı, hayvanı ve en önemlisi kendimizi severiz. Gerçekten sevmek-sevilmek nedir biliriz.

Dönüyorum, biraz üşümüşüm. İstanbul’a kimsesiz bir akşam daha çöküyor, yağmur denizi ıslatıyor, biraz da gözlerimi.

Unutmadan söyleyeyim bir de çok hisli oluruz, gözyaşlarımız zorlanmaz eski günlerdeki gibi.

Tüm bu konulara neden mi daldım? Çünkü birkaç gün sonra doğum günüm, bir sene daha devirdim acısıyla tatlısıyla.

Yolu yarılamış tüm hem cinslerime sevgiler.

SİBEL İLKİZ

Yorum Yapın

*Gerekli